Bilgisayar’in Öteki Yüzü: Kadin Yazilimcilar

Bilgisayar denilince hepimizin aklina erkekler gelir. Bu çok açik ve net bir görüstür aslinda. Çünkü isim çoklugu bakimindan yazilimcisi, oyuncusu yani tüm bilgisayari kapsayan etmenler erkekleri göstermekte. Hâlbuki günümüzde erkekler kadar kadinlarda bilgisayara ilgi göstermis olup -biz bilmesek de- kendini bilgisayar tarihine yazdirmislarda. Bilmememizin sebebi sayilarinin bir hayli az olmasi yahut bilgisayari tamamen erkege empoze etmis olmamiz olabilir. Gerçek su ki birçogumuzun bildigi programlarda ve oyunlarda kadinlarin da ismi bulunmakta. Hatta ve hatta bu baya eski tarihlere de dayanmakta.
Hiç adini duydunuz mu bilmem fakat en eski kadin yazilimcilardan bir baslamak isterim.

Ada Lovelace ablamiz 1815-1852 tarihlerinde yasamis dünyanin ilk bilgisayar programcisi olarak bilinmekte. Belki de bu alanda ismi fazlasiyla geçen bir kadin. Augusta Ada Byro ismiyle dogan ve günümüzde de Ada Lovelace adiyla bilinen ünlü matematikçi ve yazar seklinde de açiklayabiliriz. Bu ablamiz çalismalarina o dönemki kadinlara yapilan politik baskilardan dolayi önce isminin bas harfleri olan A.A.B. seklinde imzasini atarak baslamis. Bilgisayar programcisi olarak adinin anilmasinin sebebi ise bir süre Charles Babbage mekanik bir bilgisayar isi yürütmesi olmus. Tasarlanan mekanik bilgisayar karmasik matematik islemleri yapmak, grafik üretmek, karmasik müzik eserleri bestelemek gibi özelliklere sahipti. Bu tasarida yapilmak istenenler aslinda günümüz bilgisayarina bir alt yapi olusturdu ve hatta yol gösterici oldu. Lovelace, Babbage’a gönderdigi yazismalarla Bernoilli sayilarini bir algoritma yapisi seklinde aktaran belgeler sundu. Bu yüzdende bu belgeler ilk algoritma yazisi olarak tarihe geçti ve ilk programci ünvanini Lovelace’e kazandirmis oldu. Internette arastirildiginda genelde kötü geçen çocukluk, mutsuz evlilik ve hastaliklarindan bahsedilmis. Fakat bilgisayar açisindan baya üne sahip olmus bulunmakta.

Ikinci yazilimci kadina geçtigimizde karsimiza Grace Murray Hopper çikiyor. Yaptigi katki gerçekten çok uzun yollar kat ettirmis olup ayni zamanda bilgisayar programlama dillerini ilk derleyici olarak da anilmakta. Harvard üniversitesinde Mark I bilgisayarinin ilk programcilarindan olan ve ABD donanmasinda da Mark I, Mark II ve Mark III bilgisayarlarinda gelistirdigi programlarla donanma nisani almis ve koramiral olmustur. Bu belki de almis oldugu en kolay ünvandi çünkü ilerleyen zamanlarda sunmus oldugu yenilikler çokta kolay kabul edildi diyemeyiz. Tasarlamis oldugu kolay anlasilabilir Ingiliz dilinden komutlar içeren programlama dili kendisinin matematikçiler ve bilgisayarcilar tarafindan alay konusu olmasina sebep olmustur. Buna ragmen üç yil sonra tarihler 1952’yi gösterdiginde COBOL programlama dilini ve derleyicisini ortaya koymustur. Bununla birlikte bilgisayar programlarinin düzgün çalismasini engelleyen ‘böcek’ kavramini yani bilgisayar hatasi anlamina gelen bug, debugging vs. faktörlerini de Dr. Grace Murray Hopper ablamiz kültürümüze getirmisti.
Siradaki isim Hedy Lamar. Günümüzde sikça kullandigimiz, bir kafeye gittigimizde garsondan ilk istedigimiz sey olan Wi-fi ve ulasimda bize belki de birçok kolaylik saglayan GPS’i bu ablamiz ilk olarak sunmus. Aslinda bu ablamiz çokta temiz bir geçmise sahip degil ki tabi ki burada onun geçmisinden bahsetmeyecegim. Fakat söyle ki aslinda isi Holywood yildizi olmak olup ayni zamanda da bir yazilimcilik serüveninin olmasi dikkat çekici. Hedy Lamar ilk olarak müzisyen George Antheil ile 1947’de ile 1947’de teknolojisi ile adini duyurmus. Daha sonra ise Wi-fi, GSM, GPS ibi konularda ortaya attigi teknoloji yenilikleri ile aslinda su anki hayatimizin kolayliklarini sunmus. 1997 de ise Elektronik öncüsü ödülüne layik görülüp ilerleyen zamanlarda da trafik lambalarini ve sandozu da gelistirmekte katki saglamis.

Hepimiz biliyoruz ki ENIAC elektrikle çalisan ve elektronik veri isletim kapasitesine sahip ilk bilgisayardi. Peki, saniyor musunuz ki bu bilgisayari sadece erkekler tasarlari ve sundu? Hayir, tabi ki de. Konumuz kadinlar olduguna göre elbette ki ENIAC için programlamasinda kadinlarinda oldugunu söyleyecegiz. Askeri amaçla yapilan bu ilk bilgisayar aslinda hesap makinesi islevi tasimaktaydi. 167 metre karelik bir alanda ve 30 ton agirliginda ki bu cihazin 6 programci kadin tarafindan da katki saglaniyordu. 60 saniye yol alan topun rotasini hesaplamak 20 saat sürerken, ENIAC bu vakti 15 saniyeye indirgiyordu ve bu yaptigini birazda 6 matematikçi ve yazilimci kadina borçluydu. Kathleen McNulty, Mauchly Antonelli, Jean Jennings Bartik, Frances Synder Holber, Marlyn Wescoff Meltzer, Frances Bilas Spence ve Ruth Lichterman Teitelbaum seklinde olan bu 6 kisilik grup 30 tonluk makineyi elle takilip çikarilan fisler, kablo ve kumanlar ile programladilar.

Gelelim siradaki isme. ‘Internetin annesi’ olarak isim bile alan Radia Perlman bu ismi aslinda internetin dogasi geregi kabul etmemis. Doktorasini MIT’te yapmis olup Intel’de de çalismasini sürdürmekte. Ablamizin anneden gelen bir programcilik durumu var ki annesi de bilgisayar programcisi olarak biliniyor. Perlman, yazilimci ve network tasarimciligi açisindan kendini oldukça gelistirmis ve Spanning Tree Protocol olarak bildigimiz köprülenmis yerel ag baglantilarinda döngüyü engelleyen teknolojinin mucidi olarak da bilinmekte. Internetle ilgili iste trafiginin kontrolü, ag noktalari arasindaki gereksiz baglantilar, ag dügümleri gibi konularin gelistirilmesinde de katki saglamistir.
Ingiliz yapimi ilk mikrobilgisayar Acorn System 1’in 1970’lerde tasarimini yapan Sophie Wilson ablamiz idi. Bununla kalmayip 1980 yilinda da programlama dilini Acron Proton’a çevirmistir. ARM (Acorn Risk Machine) teknolojisinin tasarimcisi da olmakla beraber sayesinde 20 milyar arm çipi üretilmis ve hala daha yilda 5 milyar daha üretilmektedir. ARM’da kullanilan komut seti 21. yy da akilli telefonlarda kullanilmistir. Cep telefonlarimizda tabletlerimizde bu ablamizin tasarladigi mimari baya katki saglamis durumda.
Baska bir kadin yazilimcida, günlük hayatimizda sikça kullandigimiz arama motorlarinda katkisi bulunan Karen Sparck Jones. Cambrige bilgisayar laboratuvarinda 1974-2002 yillari arasinda çalisan ablamiz, IDF (Inverse Document Frequency)’i ortaya atarak en önemli katkiyi sagladi diyebiliriz. 2007 yilinda ise hayatini kaybetmistir.

Birazda oynanan oyunlarda kadinlarin katkisini konusalim. Bilgisayar oyunu deyince elbette ki birçok mükemmel diyebilecegimiz niteliklere sahip oyunlar aklimiza gelecektir. Fakat eskileri unutmamak gerek. Çocukken atarisini ayri bilgisayarini ayri ayri defalarca oynadigimiz birçok oyun bulunmakta. Belki de suan bile oynasak ayni zevki alacagimiz bu oyunlarin bir kisminda yine kadinlar katkida bulunmus.

Ilkokul ve lise yillarinda kareli defterlerimizde oynadigimiz SOS oyununu, bilgisayarda Tic-Tac-Toe ismiyle 3 boyutlu olarak programlanmis sekilde karsimiza sunan Carol Swam imis. Kadin bilgisayar oyunlari tasarimcisi olarak bilinen ablamiz, ayni zamanda Video Checkers (1980) ve Rived Raid (1982) oyunlarinin da tasarimina sahiptir.
Baska bir oyunda yine birçogumuzun bildigi Sims oyununun da -aslinda birazda bekledigim sekilde olmus- tasarimcisi bir kadinmis. 2007 yilinda piyasaya gelen oyunun tasarimcisi olan ablamiz ise Robin Hunicke. Kendisi bu oyunlar birçok kisiyi bilgisayara baglamis ve uzun sürede bu bagimlilik devam etmis. Kendisinin yaptigi Wii serisinin ardindan, oyun baya bir ileri seviyeye taninmistir.
Diger bir oyun ise Portal 1 ve Portal 2 oyunlari olsun. Tasarimcisi ve yapimcisi ise Kim Swift isminde bir abla. Aslinda bu ablamiz kendi halinde bir programciydi ve 2005 senesinde Narbacular Drop isimli oyunu programlamis. Tasarladigi oyunla Half Life’in tasarimcisi Valve’nin dikkatini çekti ve Portal’in tasariminda da ise yaradi diyebiliriz.

Oyunlarinda ardindan grafik olarak da aralarinda isimlerin bulundugu kadin tasarimcilarda var elbette. Mesela Mac isletim sistemli bilgisayarlarin ikon tasarimini yapan Susan Kare ablamizin ikonlari halen daha bazilari kullanilmakta. Su dönemlerde de karsimiza bolca çikan Command ve Paint Bucked gibi komut tasarimlarinda da katkisi bulunmakta.
Aslinda birçok farkli yerlerde ve hayatimizda sikça karsimiza çikan, kolaylik saglayan, bizi ileriye götüren teknolojilerde kadinlarinda etkisi varmis bunu ögrendik. Birçogu belki de yaptigi yazilimlardan önce kadin olmalarina karsi tepki gördü ama oldukça iyi is basardiklarini söyleyebiliriz. Hatta cinsiyet ayrimi yapmadan sunu da söyleyebiliriz ki: ‘Yapilacak iste vazgeçen degil onda istikrar saglamayi basaran mükafatini alir.’